21.02.2025 Cuma Hutbesini Değerlendirme -2

23 Şubat 2025 883

21.02.2025 Cuma Hutbesini Değerlendirme -2

2- İlgili hutbenin 3. Paragrafı cinlerle bağlantı kurulması üzerinden insanları sömürenlere ve fal bakmaya ayrılmış. Birbiriyle alakalı pek çok konuyu bu kadar kısa metin içinde anlatmanın zorluğundan dolayı olsa gerek meselenin sadece “istismar” boyutu üzerinde durulmuş. Genele hitap edildiğini göz önüne alırsak yüzeysel ve yetersiz bir anlatım olmuş oysa hutbeler genelde bu konuları gereği gibi işleyen bir yapıya sahiptir. Fal konusu da neredeyse aynı şekilde anlatılmış. Yerinde bir konu ama anlatım üzerinde daha dikkatli çalışılması gerekirdi.

Yeri gelmişken burada şu konuya da özellikle dikkat çekmek münasip olur: İlim ehli, hocalar bir meseleye vâkıf oldukları ölçülerle, kendi anladıkları gibi anlatmaya, muhataba aktarmaya çalışmaları bir takım iletişim hatalarına, yanlış anlamalara yol açabiliyor. Anlatım esnasında kullanılan terim ve kavramların ne olduğunu bilmeyenlere sanki biliyorlarmış gibi hitap etmek, anlatılmak istenilen mananın muhataba ulaşmamasına sebep olabiliyor. Onun için “İnsanlara onların anlayabileceği seviyede (ve üslupla) hitap edin” düsturu ortaya konmuştur.

  1. Paragraf, Kur’an-ı Kerim’in şifa olması üzerine bir paragraf ama bu kadar önemli bir konunun anlatımı için bu paragraf çok kısa olmuş. Konuyla ilgili ayrıntılar Din İşleri Yüksek Kurulu’ nun açıklamalarında mevcut

Şifa niyetiyle Kur’ân okumak ve okutmak caiz midir? : Din İşleri Yüksek Kurulu : Dini Bilgilendirme Platformu

Dua ile tedavi (rukye) caiz midir? Rukye karşılığında ücret alınabilir mi? : Din İşleri Yüksek Kurulu : Dini Bilgilendirme Platformu

  1. Paragrafta izaha muhtaç şöyle bir ifade var: “Üfleyerek insanları iyileştirdiğini iddia edenler üfürükçüdür.” Böyle bir şey dinen meşru olan rukye kısmına girer ki, bunun dinen caiz olduğunu yukarıda Din İşleri Yüksek Kurulu’ nun fetvası açıklıyor. Hutbedeki anlatımdan şifa niyetiyle her türlü okumanın yanlış olduğu anlaşılabiliyor, genelleştirmek yanlış olmuş, daha dikkatli yazılması gerekirdi. Çünkü bu konuda sahih ve muteber hadis-i şerifler ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in uygulamaları var.

Muska kullanmak caiz midir? : Din İşleri Yüksek Kurulu : Dini Bilgilendirme Platformu

Son paragraf: “Dinimizin değerlerini ve insanımızın duygularını istismar edenlere karşı uyanık olalım.” Diye istismara vurgu yapılarak başlıyor. “Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in saç veya sakalının yıkandığı suyu dağıtacağını ilan ederek sohbetlere çağıran bidatçilere asla itibar etmeyelim.” Bu cümle meramı ifade etme açısından epey muğlak olan bir cümle; hem tashihe hem de izaha muhtaç. Cümlenin baş tarafı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’ in saçı şerifi ve sakalı şerifiyle teberrük ve şifasıyla alakalıdır. Bu konunun dinde yeri vardır, Sahabe-i kiramın bu konudaki uygulamaları hakkında sahih/ güvenilir hadisler muteber kaynaklarda mevcuttur, Sahih Buhari’deki Ümmü Seleme’ye (radıyallahu anha) ait hadis bunlardan biridir (Buhari, Libas, hadis 5557). Konu hakkında yazılan kitaplar, yüksek lisans tezleri (ŞİFA KAYNAKLI TEBERRÜK HADİSLERİ, MERVE İLERİ, https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/53620.pdf, akademik makaleler (Hazreti Peygamber’in Zatı ve Eşyası İle Teberrük Meselesi, Doç. Dr. Nuri Topaloğlu, Hadis Tetkikleri Dergisi, sayı 1, 2003) çokça bulunmaktadır. Teberrük meselesi sadece sohbetlerinde saç-ı şerif suyu dağıtanlara has bir konu değildir, İslam dininin ilmi meselelerindendir. Buna göre saç-ı şerif suyunu İslami ölçülere göre Allah rızası için dağıtanlara teşekkür ve dua edilmelidir.

İstismar Var mı, Yok mu?

İlgili cümlenin son tarafı “Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in saç veya sakalının yıkandığı suyu dağıtacağını ilan ederek sohbetlere çağıran bidatçilere asla itibar etmeyelim.” Sohbetlerine kim “saç-ı şerif suyu dağıtılacak” diye çağırıyorsa, onların buna cevap vermesi daha uygun olur. Evet, saç-ı şerif suyunu dağıtmak bidat değildir fakat şu sorulara da cevap verirlerse mesele gün ışığına çıkmış, istismar olup olmadığı aydınlanmış olur;

Sohbetlerinde dağıttıkları saç-ı şerif suyu onlara nereden gelmiştir? Zira ülkemizde genellikle sakal-ı şerif mevcuttur, saç-ı şerif suyu sadece Birleşik Arap Emirlikleri’ nde yapılan bir merasimde yılda bir kere dağıtılıyor -bildiğim kadarıyla- ve o merasime katılanlara o sudan belirli bir miktar veriliyor. Zaten o su toplamda çok fazla miktarda değil, videoları internette mevcut. Bu konuyu kamuoyuna açıklasalar kafalarda soru kalmaz; ülkemizde bu kadar çok miktarda dağıtılan saç-ı şerif suyu gerçekten orijinal, hakiki saç-ı şerif suyu mudur? Yoksa çoğaltma mıdır? Çoğaltıldıysa bunun yüzdelik oranı nedir? Mesela; 1 ton suya kaç litre gerçek saç-ı şerif suyu katılmıştır? Böyle bir şey yapmak da “teberrük” kapsamına girer mi? Girmez mi? Eğer girerse bunun muteber kaynaklardan İslami delilleri nelerdir? Bunlar açıklanırsa işin içinde istismar veya bidatın olup olmadığı da açıklığa kavuşacaktır inşallah.

Yüce Rabbimiz Sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize her ne bıraktıysa onları layıkıyla sahip çıkmayı ihsan eylesin, aramızdaki ilmi ihtilafları da İslam kardeşliğini gözeterek onun sünnetine göre çözmeyi lütfeylesin, âmin.

Yorum Alanı