TERAVİH NAMAZININ FAZİLETLERİ- Deliller ve Kaynaklar (1)
07 Mart 2025 1913

TERAVİH NAMAZININ FAZİLETLERİ- Deliller ve Kaynaklar (1)
(Her Bir Günün Teravih Namazı Hakkında Ayrıca Özel Faziletler Var mıdır?)
Hz. Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından bu gece ibadetine ‘’Kıyam-ı Ramazan’’ adı verilmiştir ki “Ramazan ayında geceyi ibadetle kıyam/ ihya etmek” demektir ve buna gece kılınan bütün nafile namazlar dahil olsa da teravih namazının kastedildiği hususunda ittifak vardır. Ramazan ayına mahsus bu ibadet, fıkıh ve hadis literatüründe yaygın bir şekilde “teravih” adıyla yer almakla birlikte kimi klasik kitaplarda ilgili hadislere uygun olarak “kıyâmu Ramazan” (Ramazan gecesi namazı) ismiyle de anılmıştır.
Teravih Namazının Faziletleri
Teravih namazının faziletlerini anlayabilmek için öncelikle Hz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in bu konuda buyurduğu sözlere/ hadis-i şeriflere bakmak gerekmektedir.
1- Sevgili Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem):
“مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ”
“Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan gecelerini (ibadet ederek) ihya ederse, onun geçmiş günahları bağışlanır.” Buyuruyor. (Buhârî, Salâtu’t-Terâvîh, 1905; Müslim, Salâtu’l-Musâfirîn, 173[759])
2- Bu manada gelen benzer rivayetlerde ise “Annesinden doğduğu günkü gibi günahlarından temiz olur” ilavesi vardır. (Müsnedu’t-Tayalasi, 1/ 180, hadis 221; İbni Mace, İkametu’s-Salat, hadis 1328; Nesai, es-Sıyam, hadis 2208)
İbn-i’l-Münzir (Allah ona rahmet etsin) hadis-i şerifteki bağışlanan/ affedilen geçmiş günahların, büyük ve küçük bütün günahların hepsini kapsayacağını söylemiştir. Bazı âlimler ise şöyle demişlerdir: “Küçük günahlara rastlamadıkça büyük günahlardan bazısı hafifletilebilir.” (İbni Hacer, Fethu’l-Bari, c. 4, s. 251) Fakat İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir: “Fakihler nezdinde bilinen; bu mağfiretin, büyük günahların değil de sadece küçük günahları kapsadığıdır.” İmam Nevevî rahimehullah, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabına Ramazan’ı ihya etmeyi vacip kılmadığını, fakat mendup olarak emredip teşvik ettiğini, İslâm alimlerinin de bunun mendup olduğunda ittifak ettiklerini kaydetmektedir. Nevevî, “Ramazan’ı ihya etmenin, teravih namazını kılmakla hasıl olduğunu” da zikretmektedir. Bu açıdan Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in “her kim Ramazan’ı ihya ederse” sözü, “her kim geceleri namaz kılarak Ramazan’ı ihya ederse” şeklinde anlaşılmalıdır (en-Nevevî, el-Minhâc, c.6, s. 40, vd.)
Ayrıca yukarıda 2 numara olarak zikrettiğimiz rivayette Abdurrahman b. Avf (radıyallahu anh) Hz. Muhammed’ in (sallallahu aleyhi ve sellem): “Şüphesiz Allah Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de Ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kıldım. Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı oruçla, gecelerini namazla ihya ederse, anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur” buyurduğunu nakleder. (Müsned-i Ahmet, c. 2, s. 320, hadis 1688; Müsned-i Ebi Ye’la, c. 2, s. 199, hadis 865)
3-
“مَنْ قَامَ مَعَ الْإِمَامِ حَتَّى يَنْصَرِفَ كُتِبَ لَهُ قِيَامُ لَيْلَة”
“Teravih namazını imamla birlikte sonuna kadar tamamlayan kimseye, o geceyi bütünüyle ibadetle geçirmiş gibi sevap yazılır.” (Tirmizî, es-Savm, 806)
Ramazan’ın son on günü içinde günaşırı olarak bizzat Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) teravih namazı kıldırdığını açıkça belirten rivayetler Ebû Zer ile Numan b. Beşir’den gelmiştir:
– Ebû Zer (radıyallahu anh) der ki: “Biz Rasulullah ile oruç tuttuk, o Ramazan’ın son yedinci gününe kadar bize hiçbir gece, (farzdan başka) namaz kıldırmadı. O (yirmi üçüncü) gece, ilk üçte biri geçene kadar bize namaz kıldırdı. Son altıncı (yirmi dördüncü) gecede namaz kıldırmadı. Son beşinci (yirmi beşinci) gecede gece yarısı geçene kadar namaz kıldırdı. Ben: ‘Ya Rasulellah! Gecenin kalan kısmında da bize nafile kıldırsaydınız (da geceyi tamamen ihya etmiş olsaydık)’ dedim. Cevaben: ‘Teravih namazını imamla birlikte sonuna kadar tamamlayan kimseye, o geceyi bütünüyle ibadetle geçirmiş gibi sevap yazılır’ buyurdular…(İbni Ebi Şeybe, 5/ 157, hadis 7905.)
4- İmam Buhârî’nin Zeyd b. Sâbit’ ten (radıyallahu anh) rivayetine göre, Resûl-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan ayında mescitte itikaf için hasırdan bir oda yaptırmıştı. Ramazan-i şerifin son on gününde birkaç gece buradan çıkıp cemaatle hem farz hem de teravih namazı kıldı. Daha sonra cemaatin rağbetini görünce bir gece yalnız yatsı namazını kıldırıp, bu hasır odasına çekilerek teravih için çıkmadı. Allah Rasulü’nün odasından çıkmadığını gören sahabeden bazıları onu uyudu sanarak uyansın diye öksürmeye başladılar. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kendisini bekleyenlerin yanına gelerek şöyle buyurdu: “Sizde cemaatle teravih namazı kılmak hususunda devamlı bir arzu ve iştiyak görüyorum. Fakat böyle cemaat halinde bu ibadete devam ederken teravihin farz kılınmasından ve bu sebeple de güç yetirememenizden korkarım. Ey İnsanlar! Bu namazı evinizde kılınız. Farz namazlardan başka sünnet- nafile namazları kişinin evinde kılması daha faziletlidir.” (Buhari, el-Cemaati ve’l İmameti, 698) Bu hadis-i şerif, Ramazan’da geceleri kılınan namaz hakkında, Rasulullah’ın mescidinde söylenmiş, teravih namazını evde kılmanın Mescid-i Nebi’de kılmaktan daha faziletli olduğu bildirilmiştir.
5- Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) teravih namazı kılanları övmüştür.
Ebû Hüreyre’nin naklettiği bir hadiste Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan ayında, ashaptan bir grubu mescitte Ubey b. Ka’b’ın arkasında cemaatle namaz kılarken gördüğü ve “Doğru yapıyorlar, iyi/güzel yapıyorlar.” diyerek tasvip ettiği haber verilmiştir. (Ebû Dâvûd, es-Salat, Babu Kıyamı Şehri Ramazan, hadis 1377, Ebû Dâvûd bu hadisin kavi olmadığını belirtmiştir; Beyhakî, es-Sünenu’l-Kübra, 2, 697, hadis 4612)
Sa’lebe b. Ebî Malik’ten gelen mürsel ve hasen bir rivayette de aynı olay anlatılmaktadır. (Beyhakî, es-Sünenu’l-kübrâ, 2, 697, hadis 4611)
6-
وَمِنْهَا حَدِيث عَائِشَة رَضِي الله تَعَالَى عَنْهَا: “أَن رَسُول الله صلى الله عليه وسلم كَانَ يرغب النَّاس فِي قيام رَمَضَان من غير أَن يَأْمُرهُم بعزيمة أَمر فِيهِ فَيَقُول: من قَامَ رَمَضَان إِيمَانًا واحتسابا غفر لَهُ مَا تقدم من ذَنبه”
Hz. Aişe annemiz (radıyallahu anha) şöyle buyuruyor: “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan gecelerinde namaz kılmaları hususunda insanları teşvik ederdi, bunu da farz -veya vacip- olarak emretmeksizin söylerdi…” (Ebu Davud, es-Salat, Babu Kıyamı Şehri Ramazan, hadis 1371)
7- Urve b. Zübeyr, Abdurrahman b. Abdilkâri’ den naklen şöyle anlattı: “Bir Ramazan gecesi yine hz. Ömer’le birlikte mescid-i nebiye gittik, insanlar, imamlarıyla birlikte namaz kılıyorlardı. (Bu düzeni ve huzur halini gören) hz. Ömer şöyle dedi: ‘Bu güzel bir çığır ve uygulama oldu. Ne var ki, namazlarını gecenin sonuna tehir ederek şu anda uyuyanlar hakkında seher vakti, şu andaki kıyamda olanların / namaz kılanların vaktinden daha faziletlidir.’ O sırada insanlar gecenin evvelinde teravih kılıyorlardı.” (Buhari, Salatu’t-teravih, 1906) Hz. Ömer radıyallahu anh gece kılınan namazların en faziletlisinin gecenin sonunda kılınan namazlar olduğunu bildirmiştir. (İbni Hacer, Fethu’l-Bari, c. 4, s. 253)
Değerlendirme:
Teravih namazının faziletleri hakkında muteber kaynaklarda, güvenilir hadis kitaplarında sağlam/ sahih/ delil olma değeri olan hadislerde yeterli bilgi ve geniş malumat verilmiştir. İslam dinine göre bu kadar sağlam ve muteber veriler/ bilgiler teravih namazı gibi bir ibadetin faziletini anlatmaya yetecek miktar ve kâfi niteliktedir. Bu kadar sağlam ve güvenilir delillerin yanında teravih namazıyla ilgili ayrıca birtakım faziletler içeren rivayetler eğer zikredilecekse veya zikrediliyorsa, sosyal medyada paylaşılıyorsa, ilk önce zikredilen o faziletlerin kaynaklarını incelememiz gerekir ta ki faziletli ameller konusunda amel edilebilecek derecede delil olma değerleri olup olmadığı ortaya çıksın. Bu aşama meseleyi “rivayet” ölçülerine göre değerlendirmektir.
İkinci olarak her bir günün teravih namazının faziletlerinde sağlam yollarla gelen faziletlerle çelişen birtakım ziyadelikler veya çok daha fazla fazilet bildirmeler ya da sağlam rivayetlerdeki faziletlerde olmayan ekstra faziletler varsa, bu durumda bizim yukarıda anlattığımız teravih namazının faziletleri hakkında sağlam rivayetler ile diğer rivayetler arasında “delil olma değerleri” açısından mukayese yapılması gerekir. Aynı konuda iki ayrı kaynak farklı farklı bilgiler veriyorsa bu bilgilerin hem kaynakları hem de delil olma değerlerinin mukayese edilmesi gerekir. Hangisi İslam’ın ilmi usullerine uyuyorsa o(nlar) kabul edilir, İslam’ın ilmi usullerine uymayan ise reddedilir. Bu aşama ise meselenin “dirayet/ ilmi ölçülerle değerlendirme” aşamasıdır.
Mesela; sağlam ve muteber hadislerde “Ramazan’ın tamamında her gece teravih namazı kılanın günahları bağışlanır” buyruluyor, yukarıda 2 numara olarak zikrettiğimiz rivayette de buna ilave olarak “anasından doğmuş gibi günahsız olur” kaydı da vardır. Buna rağmen bir kişi çıkıp da “Ramazan’ın ilk teravisini kılan kişi anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur” diye bir şey iddia ederse, bu durumda bu bilgileri içeren iki delil arasında bir çeşit çelişki meydana gelmiş olur. Öyle ya hangisi doğru? Sadece ilk gece teravih kılmakla mı bu fazilet elde ediliyor? Yoksa bütün Ramazan’ ın hepsinde kılmakla mı? İkisinden birisi doğruysa diğeri otomatik olarak yanlış olacaktır. Günümüzde sadece Ramazan’ın başlarında teravih kılıp daha sonraki günlerde terk edenler epey çoğunluktadır maalesef! İlk günün teravihini kılan birisi “1. Günün teravisini kıldım -bazılarına göre de- anamdan doğduğum günkü gibi günahlarımdan da temizlendim, artık günahım kalmadı” derse buna ne cevap verilecektir? Sahih ve muteber kaynaklardaki sapasağlam delillerde anlatılan “Ramazan’ın tamamında her gün teravih kılınması şartıyla günahlar bağışlanır” şeklindeki Peygamber fermanı ne olacaktır? Hükümsüz, geçersiz durumuna mı düşecektir? Böyle tuhaf ve anlamsız bir şeyi İslam tarihi boyunca hiçbir alim söylememiştir, söyleyemez!
Böyle bir durum usulü fıkıh ilminde “delillerin birbirini tahsis edip- edememesi, sınırlandırması ile deliller arasında tearuz/ çelişki” başlığı altında ele alınır, incelenir, değerlendirilir ve kesin bir sonuca bağlanır. Bu, Ehli sünnet ulemanın tartışmasız ilmi kuralıdır, İslam’ın değişmez ölçüsüdür. Aynı meselede hakkında iki farklı kaynakta birbirinden farklı iki bilgi varsa mutlaka bu iki kaynak ve bilgiler arasında ilmi ölçülere göre inceleme, değerlendirme ve karşılaştırma yapılır. Bu iki delilin ya ikisi de doğrudur, öyleyse mana açısından aralarında çelişki varsa o zaman hangisinin sübut yönünden daha güçlü olduğuna bakılır vs… gibi ilmi kurallar, kaideler işletilerek sağlıklı bir sonuca varılır. Hangisi ilmi ölçülere, İslami esaslara uyuyorsa o alınır ve diğeri terk edilir. Bu yöntem tarih boyunca yeryüzündeki bütün Müslümanların şaşmaz ölçüsüdür.
Ehli sünnetin bu muhkem ilmi usullerine göre makalemizin bir sonraki aşamasında her bir günün teravih namazı hakkında olduğu söylenilen faziletleri hem rivayet hem de dirayet açısından inceleyeceğiz inşallah.
Her Bir Günün Teravih Namazı Hakkında Ayrıca Özel Bir Fazilet Var mıdır?
(Devam edecek inşallah)