FİTNELERDEN KURTULUŞ ÇARELERİ 2

12 Ağustos 2024 736

FİTNELERDEN KURTULUŞ ÇARELERİ 2

Soru 2: İslam ümmeti ilk dönemlerinden beri hep fitneye düçar olmuştur, geçmişte olduğu gibi günümüzde de bir takım fitne(ler)den bahsediliyor, bu fitnelerin ortak özellikleri var mıdır? Varsa nelerdir? Fitnecilerin karakteristik özellikleri nelerdir? Fitnecileri tanımamıza, bilmemize yardımcı olacak bilgiler nelerdir? Delil ve kaynaklarıyla beraber cevaplayabilir misiniz?

Cevap 2: İmam Taberi (v. 310, rahimehullah) Tarihu’r- Rusuli ve-l Muluk (Tarihu’t- Taberi) isimli eserinde Hz. Osman radıyallahu anh’ı şehit eden isyancılar/ fitneciler hakkında şunları anlatır: “O isyancılar/ fitneciler dile getirdikleri/ söyledikleri şeylerden farklı başka şeyler istiyorlardı ve insanlara anlattıklarından başka farklı şeyleri kalplerinde gizliyorlardı (böylece insanları yalan- dolanla kandırıyorlar, aldatıyorlardı)”[1]

Fitnecilerin en bariz özelliklerinden olan “yalan- dolanla insanları kandırmaları ve asılsız- uydurmalarla gerçek niyetlerini gizleyerek Müslümanları aldatmaları”na İslam tarihinden çok çarpıcı bir misal şöyledir: Hz. Osman radıyallahu anh fitneler/ kargaşalar artınca durumu öğrenmek için şehirlere adamlarını gönderir. Hz. Osman’ın adamları kimliklerini belli etmeden fitnecilere gerçekte ne yapmak istediklerini, asıl niyetlerinin ne olduğunu sorar. Fitneciler şöyle cevap verirler: “Biz buralarda insanları (halife Osman aleyhinde) bazı şeylere -yalan dolanla kandırıp- ikna ettik zaten, sonra halife Osman’a gideceğiz ve o şeyler hakkında sanki onunla konuştuk, anlaştık, diyerek geri döneceğiz ve böylece buradakileri bu yalanla kandıracağız. Daha sonra halife Osman güya o anlaştığımız şeyleri yerine getirmedi, gereğini yapmadı, sözünde durmadı diyerek halkı halifeye karşı ayaklandıracağız. Sanki hac ibadetini yapmak için yola çıkıyormuş gibi toplanıp Medine-i Münevvere’ ye varacağız ve onu hilafetten azledeceğiz, indireceğiz. Şayet buna direnirse onu öldüreceğiz. İşte bizim gerçek niyetimiz budur.”[2]

[1] – M. b. Cerir et-Taberi, Tarihu’r- Rusuli ve-l Muluk (Kahire: Daru’l- Mearif biMısır, 1387), c. 4, s. 346.

[2] – M. b. Cerir et-Taberi, Tarihu’r- Rusuli ve-l Muluk (Kahire: Daru’l- Mearif biMısır, 1387),  c.4, s. 341.

Yorum Alanı