İLMİ TENKİT (TENKÎD)- ELEŞTİRİ NEDİR?
04 Aralık 2025 272

İLMÎ TENKİT(D)- İLMÎ ELEŞTİRİ NEDİR?
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ
”Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının (emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durun) ve doğru söz söyleyin” (Ahzab, 33/ 70)
Hz. Ayşe validemiz (radıyallahu anha) Abdullah b. Ömer’in (radıyallahu anhuma) rivayet ettiği bir hadis-i şerife itiraz ederken hepimize örnek olacak çok güzel bir üslup kullanarak şöyle der: “Allah, Ebu Abdurrahman’a (Abdullah b. Ömer’in künyesi) merhamet etsin! Söz konusu hadis hakkında o yalan söylememiştir, muhtemelen unutmuştur veya hata etmiştir” Daha sonra Hz. Ayşe söz konusu hadisin doğrusunu kendi bildiği şekliyle açıklamıştır.[1] Sadece hakkın, hakikatin, doğrunun ve gerçeğin ortaya çıkması niyetiyle kendisinden ilim okuduğu hocasını bile ilim ve edep ölçüleriyle tenkit etmekten geri durmayan hakka- hakikate gönül vermiş ilim erbabının, söz konusu İslami gerçekler olunca öz babasını bile ilmi ölçülerle değerlendirmeye tabi tutacak kadar hakka râm olmuş İslam ulemasının ruhları şâd, mekanları âli olsun, âmin.
İlmi Tenkit (Tenkîd) Tarifi:
İlmi Eleştiri, Araştırma, Tetkik Etme, İnceleme- Değerlendirme
Türkçedeki “tenkit” kelimesi Arapça “نقد nakd” kökünden gelmektedir. Sözlükte “nakd” bir şeyin iyisini kötüsünden ayırmak, bir şeye uzunca bakmak, parmağı ile vurup kırmak, temizlemek, bir şeyin kötü kısmını atmak, manalarına gelir.[2] Arapça “nakd” kelimesinin tef‘îl bâbından mastarı olan ‘tenkit’in karşılığı olarak dilimizde kritik etmek, değerlendirmek, incelemek, tetkik etmek, eleştirmek ve muhakeme etmek gibi kelime ve kavramlar kullanılmıştır. Arapçada münakaşa ve eleştiri karşılığında ‘nakd’, ‘intikad’ ve ‘tenakkud’ kelimeleri kullanılmaktadır. “Doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme işlemi” olarak da nitelendirilen ‘tenkit’ kelimesinin genel olarak “bir şeyi incelemek, araştırmak, değerlendirmek, iyisini kötüsünden ve doğrusunu yanlışından ayırmak” anlamlarına geldiğini söyleyebiliriz. Klasik kaynaklarda bu işi yapmaya ‘tahkik’, yapana da ‘muhakkik’ denir. Bu kelimenin günümüz Türkçesindeki karşılığı ‘eleştiri’ olsa da ‘tenkit’ anlam açısından ‘eleştiri’den daha geniş kapsamlı ve daha çok anlam zenginliğine sahiptir.
İslami ilimler alanında daha çok intikâd, tahkik ve tetkik kavramlarıyla ifade edilen tenkitin terim olarak manası şudur: Bir fikir veya konu hakkında gerçek ve doğrunun delilleriyle ispat edilerek ortaya çıkması için iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan temyiz etmek ve insanları kötü sonuçlardan sakındırmak maksadıyla yapılan, kendine has bazı ölçüleri, kuralları, yöntemleri bulunan inceleme, araştırma ve değerlendirme yöntemidir, ilmi bir disiplindir.[3] Bazı disiplinlerde tenkit daha çok ‘bilginin dayanaklarını ve doğruluk durumunu inceleme, sınama, yargılama ve ayıklama faaliyetleri’ manasında kullanılır. “Tenkîd; âsâr-ı edebiyye ve fenniyenin bîtarafane nazar-ı tedkik ve muayeneden geçirilmesiyle bilmuhakeme beyan-ı mütaala edilmesidir” der Şemsettin Sami Kamus-ı Türki’sinde (Türk Dil Kurumu Yayınları, 2023, s.172)
Tenkit kavramının oldukça zengin bir muhtevası ve geniş bir kullanım alanı olduğu gibi derin bir tarihî geçmişi de vardır. Gerek insanlık tarihinde gerekse İslam tarihinde bu köklü zihinsel faaliyetin izlerine rastlamak mümkündür. İslam tarihi incelendiğinde özellikle ilmî muhitlerde tenkit- eleştiri kültürüne dair oluşmuş zengin bir birikimin varlığı hemen fark edilecektir. Mesela Allah Teala’nın Peygamberlerine, şeytan’a ve insanlara yönelttiği tenkit- eleştiri örnekleri Kur’an’da çokça yer almaktadır. Hz. Peygamber’in de (sallallahu aleyhi ve sellem) çevresindeki insanları eğitirken yeri geldiğinde bu yönteme başvurduğuna dair örnekler kaynaklarda ciddi bir yekûn teşkil etmektedir. Hatta başta Hz. Aişe (radıyallahu anha) olmak üzere bazı sahabilerin de birbirlerini eleştirdikleri vakidir. İnananların kendi hata ve kusurlarını eleştirmeleri anlamında tevbe ve istiğfarda bulunmaları ya da tasavvuftaki “nefis muhasebesi” ameliyesinden hareketle insanın kendini kınaması (öz eleştiri) da tenkidin bir başka boyutu olarak nitelendirilebilir. Yukarıda işaret edildiği üzere İslam tarihinde ortaya çıkan ilmî, fikrî, siyasi veya ideolojik mezhep ve meşreplerin birbirlerini eleştirmesi, ehl-i rey ile ehl-i hadis ekolleri arasındaki ihtilaflar, ehl-i sünnet, ehl-i bid’at ve ehl-i dalalet fırkaları arasındaki tartışmalar ve bu bağlamda ortaya çıkan “reddiye literatürü” bize bu konudaki en zengin malzemeyi sunmaktadır. Tenkit- eleştiri konusunda farklı İslami ilimler alanlarında yapılmış araştırmalar için “İslâm Düşüncesinde Eleştiri Kültürü ve Tahammül Ahlâkı” isimli 4 ciltlik eserde çok geniş ve teferruatlı malumat bulmak mümkündür.[4] (Necmeddin Şeker, İslam Kültüründe Tenkit ve Tenkit Adabı, Akademik Siyer Dergisi, yıl:2, sayı: 4, Haziran 2021, s. 98- 99.)
Tenkit kavramı hadis metinlerinde de lügat manalarına yakın anlamlarda kullanıldığı görülmektedir. Hadis ilminde klasik dönemde ‘senet tenkidi’, son dönemlerdeyse daha çok ‘metin tenkidi’ ifadeleri özel birer ıstılah olarak kullanılmıştır.[5] Ayrıca tenkit kavramının bizim kültürümüzde anlam kaymasına uğrayarak, sadece “olumsuz eleştiri” manasında kullanıldığını da ifade etmeliyiz. Örfteki bu yanlış ve yaygın kullanımdan dolayı tenkit, gerçek anlamı olan tahkik etme, kritik etme, ele alıp inceleme, araştırma ve değerlendirme anlamlarından hayli uzaklaştırılmıştır. Günümüz itibariyle tenkit kavramı gerek günlük hayatta gerek siyaset dilinde gerekse de bir takım ilmî çevrelerde sadece karşı tarafı yerme, eleştirme, kusurlarını ortaya çıkarma veya ilzam etme, anlamlarına evrilmiştir.
Tenkit delile mebni olmalıdır; delil niteliği taşımayan verilerle, sathî ve salt aklî yorumlarla yapılan tenkide itibar edilmeyeceği gibi mesnetsiz yapılan eleştirilerin hiçbir etki meydana getirmeyeceği ve bir faydasının olmayacağı açıktır. Eleştiride kullanılacak delillerin “delil olma” vasıflarını haiz olması gerekir.
İyi niyet, insaf ve ilmi ölçülerle yapılan ciddi, samimi ve yapıcı bir tenkide- eleştiriye, eleştirilen kimsenin bizzat kendisi de anlayış ve tahammül göstermelidir. Zira bu durum hem kendisini yanlıştan ve hataya düşmekten kurtarmış hem de doğru ve faydalı olanı öğrenmesine katkı sağlamış olacaktır. Hatta yapılan samimi eleştiriden dolayı tenkit eden kişiye darılmak, tepki vermek yerine tam tersine teşekkür edip saygı duyması beklenir. Tenkit ilminde oldukça önemli olan bu husus “tahammül âdâbı” olarak adlandırılır. Tenkide tahammül edemeyenlerin hatalarını düzeltemeyecekleri de bilinmelidir. Dolayısıyla iyi niyetli ilmi bir tenkit kadar, yapılan bu tenkit karşısında sabır, anlayış ve tahammül göstermek de erdemli bir davranıştır.
– Niçin “reddiye” değil de tenkit? Çünkü tenkit olumlu yönde daha kapsayıcı, doğruyu yanlıştan ayırıcı ve yapıcı bir eleştiri türü olarak daha geniş bir yelpazede kullanıldığı için. Reddiye tenkide göre daha dar kapsamlıdır. Ayrıca tenkitte yanlış ve hatalı olan bilgiler delillerle tespit edilip, ilmi ölçülerle değerlendirilir ve meselenin doğrusu da aynı şekilde ispatlanarak böylece gerçeğin ortaya çıkması ehli sünnet ulemanın ortaya koyduğu kural ve yöntemlere uygun olarak sağlanmış olur. Gaye “ihkak-ı hak” hak, hakikat ve gerçeğin olduğu gibi çarpıtılmadan ortaya çıkması, ispatlanmasıdır. Seni severim ama hakikati daha çok severim, diyor Aliya İzzetbegoviç. “الحَقُّ أَحَقُّ أنْ يُتَّبَعَ” Hak, hakikat kendisine uyulmaya en layık olandır.
“Hakikate ulaşmayı hedefleyen ilmî çalışmalar için ‘tenkit’ olgusunun vazgeçilmez olduğunu düşünenlerdeniz. Ne maksatla yapılırsa yapılsın seviyeli, kendi içinde tutarlı ve sağlam gerekçelere dayanan tenkit, ciddi ilim ehli için her zaman istifade kaynağıdır.
Tenkid olarak ileri sürülenler İslam’a uyup uymadığı eleştirilebilir ama eleştirirken delili, muteber kaynağı gösterilir, ilmi ölçülerle ispatı yapılırsa, o takdirde itibar edilir, aksi takdirde kuru kavga, söz dalaşı, demagoji ve safsatadan öteye gitmesi imkansızdır. Aynı şekilde tenkitte kullanılan üslup, dil, tarz ve yöntemin de İslami ölçülere uyup uymadığı eleştirilebilir ama yine bunu delil, muteber kaynaklarını ehl-i sünnet ölçülerine göre ispat edilerek olması gerekir. Karşıt fikirler, görüşler ve anlayışlar ileri sürülüyorsa, iddia ediliyorsa bunu mutlaka ehl-i sünnete göre temellendirerek yapılmalıdır.
İmam Gazali (rahimehullah) el-Mustesfa isimli Usul-u Fıkıh alanındaki muhalled eserinde şöyle diyor: “Ciddi ilmi bir münazara ikisi vacip olan ve altısı mendup sekiz gaye için yapılır. Vacip olan münazaraların ilki; hasmın gözden kaçırdığı kesin bir delil varsa buna dikkat çekerek onu günaha düşmekten korumak için yapılır. İkincisi; tearuz eden/ çelişkili iki delil arasında tercih yapmakta zorlanan ilim ehline tercih yapması konusunda yardımcı olmak, içinden çıkamadığı meselede yol göstermek için yapılan münazaradır…”[6]
Çağımızın baş belası troller ve her türlü manipülasyon, algı operasyonları: Karalama, iftira, yalan ve asılsız mesnetsiz ithamlar, bin bir çeşit itibarsızlaştırma operasyonları. “Kaç kişiyi namaza başlattın?” diye başlayan İslam dinine göre delil ve mesnet değeri olmayan tuhaf ve garip cümleler! Rüyalar, zuhuratlar gibi İslam’a göre bağlayıcılığı olmayan birtakım şeyler, mesnetsiz yorumlar ve çıkarımlar. Tenkidin ne olduğunu doğru dürüst bilmeden, anlamadan tenkit yapanı eleştirmek, yorum yapmak da işin çabası. Ciddi- ilmi bir çalışma olan tenkidi algı operasyonu ve manipülasyonlarla değersizleştirmek, itibarsızlaştırmak da İslam dininde önemli bir yere sahip olan tenkid disiplinini nefsani arzulara, şahsi ihtiraslara kurban ederek İslam’a zarar vermektir. Zira İslam tarihi boyunca Müslümanların vazgeçilmezi olan tenkid disiplini İslam ahlakına hiç yakışmayan bir pervasızlıkla pespaye edilebilecek kadar ucuz ve değersiz değildir. İslam’ın iç dinamiklerinden olan bir disiplini algı operasyonu ve manipülasyonlara kurban etmek ne İslam’da vardır ne de Müslüman şahsiyetinde, bilakis böyle bir pervasızlık Allah’ın dinine şahsi ihtiraslardan dolayı zarar vermektir. Bu yanlış, yanıltıcı algı ve yalanlarla dolu manipülasyonlarla uğraşmak gerçekten vakit israfıdır, israf ise günahtır, haramdır.
Genel olarak araştırma, inceleme ve değerlendirme manasına gelen ancak günümüzde daha çok ‘hata ve kusur bulma’ anlamına evirilen tenkit, insanoğluna bahşedilmiş önemli bir yetenektir. Doğruyu tespit edip yanlışları düzeltme üzerine kurulmuş olan bu mekanizma Hz. Adem’den (aleyhi’s-selam) günümüze irsî olarak insan neslinde devam edegelmiştir. İnsanlığın gelişiminde ve tekâmülünde oldukça önemli rol oynayan tenkit kültürü dinî-dünyevî, sosyal-kültürel, ilmî-fikrî, siyasî-hukukî, ferdi-içtimaî alanlar olmak üzere oldukça geniş bir yelpazeye sahiptir. Yerinde ve zamanında kullanıldığında hem bireye hem de topluma önemli faydalar sağlayacaktır. Ancak bu kazanımların elde edilebilmesi için tenkit faaliyetlerinde birtakım kriterlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Tenkit adabı olarak da nitelendirebileceğimiz bu ilkeleri şöyle sıralamak mümkündür: Faydalı ve verimli bir tenkit ameliyesinde iyi niyet esas olmalı, güzel ve doğru bir üslup kullanılmalı, eleştiri doğru bilgiye dayanmalı, tenkit yapan ön yargıdan uzak olmalı, objektif bir yaklaşım sergilemeli, insafı elden bırakmadan ölçülü ve seviyeli bir tenkit- eleştiri yöntemi kullanmalıdır. Zamanlaması doğru olan, genellemeden uzak, şahıslardan ziyade fikirlerin eleştirildiği bir tenkit faaliyetinin çok daha doğru, faydalı ve verimli olacağında şüphe yoktur. (Necmeddin Şeker, İslam Kültüründe Tenkit ve Tenkit Adabı, Akademik Siyer Dergisi, yıl:2, sayı: 4, Haziran 2021, s. 106.)
Bütün bu anlattıklarım benim bilgi- ilmi seviyemdir, anlayışım bu kadardır, bundan daha doğrusunu ve güzelini getirenin sözünü tabi ki kabul ederim.
Yalnız Allah Teala her şeyin en doğrusunu bilendir.
[1] – Müslim, Cenaiz, 932; Tirmizî, Cenâiz 1025; Nesâî, Cenâiz, 1995.
[2] – İbn Manzûr, Lisanu’l-Arab (Beyrut: Daru Sadır 1990), “Nekade” 3/425-427; Ahmed Aid vd. el-Mu’cemu’l-Arabiyetu’l-Esasiye (b.y.: ed-Durûs, ts.), “Nekade”, 1220-1221.
[3] – Tarifat, Curcani, s. 53;
[4] – İslam Düşüncesinde Eleştiri Kültürü ve Tahammül Ahlakı, Ensar Neşriyat, 2019, ilk üç cilt; 4. Cilt, İsav, İstanbul, 2022.
[5] – Bu konuda ayrıntılı bilgi için Salih Karacabey, Hadis Tenkidi (Bursa: Emin Yayınları, 2016) ve diğer eserlerde çok geniş malumat vardır.
[6] – el-Mustesfa min İlmi’l-Usül, Gazali, (thk: Hamza b. Zuheyr Hafız) 4/ 70.