(Nakşibendi Müceddidi Halidi) İsmet Efendi Tekkesi Tarihçe ve Teamüller

22 Mayıs 2025 1184

(Nakşibendi Müceddidi Halidi) İsmet Efendi Tekkesi Tarihçe ve Teamüller

بسم الله الرحمن الرحيم

Hicri 1289, 16 Zilkade/ 15 Ocak 1873 Senesi:

Tarîkat-ı Nakşibendiyye-i Müceddidiyye Halidiyye’nin 32. halkası: Mevlânâ Muhammed Mustafa İsmet Garibullah Yanyevî’nin (kuddise sırruhu) vefatı 16 Zilkade 1289/ 15 Ocak 1873. O dönemde payitaht olan İstanbul’da ilk Halidî tekkesini/ dergahını tesis ederek tekkeyi bütün müştemilatıyla birlikte fisebilillah vakfetmiş ve bu vakıf resmi makamlarca onaylanmıştır.[1]

İsmet Garîbullah Yanyevî (kuddise sırruhu) hazretleri söz konusu tekkede/ dergâhta şeyhlik yapacak zatların kimler olacağı hakkında vakfiyede şöyle bir şart koşmuştur: Halifeler ve müridânın mevcut halifeler arasından seçecekleri bir zat tekkenin şeyhi, postnişin olacaktır. Bu şekilde halifeler ve müridânın seçimiyle şeyh tayini devam edip gidecektir.[2] Ali Haydar Efendi (kuddise sırruhu) söz konusu vakfiye hakkında kaleme aldığı bir mütalaasında İsmet Garibullah hazretlerinin (kuddise sırruhu) bu şartının pek yerinde olduğunu söyler.[3] Zira kendisi de çok çalkantılı bir süreçte ve epey sıkıntılardan sonra müridanın seçimiyle İsmet Efendi Tekkesi’ ne postnişin olmuştur. İsmet Garibullah (kuddise sırruhu) hazretleri altmışa yakın halife tayin etmiştir.[4]

Hicri 1289, 16 Zilkade/ 15 Ocak 1873 Senesi: Dimetokalı Şerif Kudsî Efendi (kuddise sırruhu), İsmet Garibullah (kuddise sırruhu) hazretlerinin halifesi.

İsmet Garibullah (kuddise sırruhu) hazretlerinin vefatından sonra tekkenin vakfiyesi mucibince İsmet Efendi’den sonra dergâh şeyhliğine İsmet Garibullah (kuddise sırruhu) hazretlerinin ortanca oğlu Abdullah Bahaeddin Efendi’ye vekâleten halifeler içinden ihvanın seçtiği Dimetokalı Şerif Kudsî Efendi geçici olarak tayin edilmiş. Üç sene sonra Abdullah Baheddin Efendi 16 yaşında iken vefat edince, Şerif Kudsi Efendi’nin vekaleti asalete çevrilmiş ve tekkenin şeyhi olmuş.[5]

Hicri 1303, Cemazeyilahir /16 Mart 1886 Senesi: Hüseyin Kudsî Efendi (kuddise sırruhu), İsmet Garîbullah (kuddise sırruhu) hazretlerinin halifesi.

Dimetokalı Şerif Kudsî Efendi (kuddise sırruhu) bu tarihte vefat eder ve yerine İsmet Garibullah hazretlerinin kayınpederi olan Hüseyin Kudsi Efendi şeyh olur. Fakat tekkede kısa bir müddet şeyhlik yaparak dar-ı bekaya intikal eder.

Hicri 1304, Safer/ 2 Kasım 1886 Senesi: Halil Nurullah Zağravî (kuddise sırruhu), İsmet Garibullah (kuddise sırruhu) hazretlerinin halifesi. Tarîkat-ı Nakşibendiyye-i Müceddidiyye Halidiyye’nin 33. halkası:

Vefatı: Halil Nurullah Efendi (kuddise sırruhu) hicri 1311, Cemazeyilahir/ 22 Aralık 1893 senesinde dar-ı bekaya irtihal eylemiştir.

 Halil Nurullah Zağravi’nin (kuddise sırruhu) tespit edebildiğimiz kadarıyla iki halifesi vardır; Ahyolulu Bezzaz Hacı Ali Rıza Efendi ve Nevrakoplu Hacı Ahmed Hilmi Efendi (kuddise sırruhuma)

Hicri 1311, Cemazeyilahir/ 22 Aralık 1893 Senesi: Nevrakoplu Hacı Ahmed Hilmi Efendi (kuddise sırruhu)

Halil Nurullah Zağravi’nin (kuddise sırruhu) vefatından sonra ihvanın tensibiyle makamına onun yetiştirdiği Hacı Ahmed Hilmi Efendi tayin edilmiş. Ne kadar kâmil bir zât imiş ki İsmet Garibullah hazretlerinin halifeleri henüz hayatta iken müridan/ ihvan ikinci batından (kuşaktan) olan bu zâtı şeyh olarak seçmiş. İsmet Garibullah hazretlerinin halifeleri de ne kadar kâmil insanlar imiş ki “Biz hayatta iken kimse önümüze çıkamaz” diye itiraz etmemişler, eğer böyle bir itirazda bulunsalardı Meclis-i Meşâyih[6] tarafından dikkate alınır, kulak ardı edilmezdi. Hatta önceki halifelerden bir zâtın “Burası geliri olmayan bir tekkedir, ben idare edemem. Ahmed Hilmi Efendi hocadır, maaşı vardır. Beni de onun listesine yazın” dediği rivayet edilir.[7]

Ahyolulu Bezzaz Hacı Ali Rıza Efendi: Tarîkat-ı Nakşibendiyye-i Müceddidiyye Halidiyye’nin 34. Halkası. Halil Nurullah Zağravi’nin (kuddise sırruhu) diğer halifesi Ahyolulu Bezzaz Hacı Ali Rıza Efendi (kuddise sırruhu): Hakkındaki malumat daha çok sözlü tarih bilgilerine dayanır. Bu gibi sözlü tarih bilgileri halkın hafızalarındaki bilgilere ve nesiller boyu ağızdan ağıza anlatılanlara dayanır, bu tür bilgi çeşidine tarih bilimde “sözlü tarih kaynağı” denir.[8] Doğum tarihi bilinmemektedir. Doğum yeri Bulgaristan, Burgaz, Ahyolu dur.

Ali Rıza Bezzaz hazretleri (kuddise sırruhu) Bandırma’ya irşad vazifesi için gönderilir ve metruk olan bir binayı (veya eski bir tekkeyi) tamir eder ve dergâh olarak kullanarak orada irşad faaliyetlerini yürütür. Tekkenin ilk yapılış tarihi bilinmemekle birlikte avlu duvarına bitişik olarak Ali Rıza Bezzaz hazretlerinin annesi Şerife Hanım tarafından 1902 yılında yaptırılan çeşme ile yakın tarihlerde inşa edildiği düşünülmektedir.[9] Türbenin haziresinde bulunan Ali Rıza Bezzaz hazretlerinin mezar taşında “…Bu dergâhın banisi (türbeyi bina eden kimse) ve postnişin Ahyolulu el-Hac Ali Rıza Efendi…” yazmaktadır. Hicri 1330 (m. 1911- 1912) yılında Bandırma’da vefat ettiği bilinmektedir.

Halifeleri: Dolmabahçe Sarayı’nın karşısındaki Ahmed Turanî Zâviyesi Şeyhi Ma’muratülazizli Türbedar Ahmed Şükrü Efendi, Hüseyin Kudsî Efendi’nin oğlu Ferdî Efendi, Fâtih Dersiamlarından Varnalı Hacı Bilâl Efendi ve ömrünün son yıllarında Beylerbeyi Camii’nin imamlığını yapan kendi mahdumu Hacı Hafız Sami (Akyol) Efendi, Hacı Bilal Efendi ve Ali Haydar Efendi ‘ye hilâfet vermiştir. Hulefasından Hacı Bilal Efendi Bandırma tekkesinde, Ali Haydar Efendi İstanbul Fatih Çarşamba’daki İsmet Baba tekkesinde şeyhlik yapmıştır.[10]

Hicri 1323, Cemazeyilevvel/ 30 Temmuz 1905 Senesi: Ahmed Nimetullah Efendi (kuddise sırruhu)

İsmet Garîbullah (kuddise sırruhu) hazretlerinin kayınbiraderidir, 9 sene postnişin olarak görev yapmıştır. Bu 9 senelik dönem zarfında Mustafa İsmet Garibullah Efendi’nin en küçük oğlu Sıddık Efendi de evlâd-ı vâkıftan olmak hasebiyle hak iddiasında bulunmuş ve bu uğurda pek çok uğraşmıştır. Bu konu hakkında dönemin resmi makamlarına yazdığı dilekçeler ve bu dilekçelere resmi makamlardan yazılan cevaplar klasörleri dolduracak kadar çoktur ve Osmanlı arşivlerinde mevcuttur. Sıddık Efendinin bütün bu uğraş ve çabaları sonucu tekkenin şeyhi olan dayısı Ahmed Nimetullah Efendi (kuddise sırruhu) resmi makamlarca tekkedeki görevinden azledilir.

Nimetullah Efendi Sultan Abdülmecid Türbesi hatm-i hâce şeyhliği üzerinde kalmak şartıyla azledilince, bazı siyasi olayların meydana gelmesinden dolayı Tokat Mebusu Mustafa Hâkî Efendi tekkeye şeyh olmuştur. Fakat Mustafa Hâkî Efendi’nin tayinine, İsmet Garibullah Efendi kolundan gelmemesi sebebiyle vakfiyeye muhalefet edildiği gerekçesiyle itirazlar olmuştur.

İsmet Baba Tekkesinde Ara Dönem: Tokat Mebusu Mustafa Hâkî Efendi: Tekkelere/ dergahlara şeyh atamakla yetkili makam olan Meclis-i Meşâyih, Tokat mebusu Mustafa Hâki Efendi’yi İsmet Baba tekkesine şeyh olarak tayin eder. Fakat şöyle bir sorun vardır ki, Mustafa Hâki Efendi tekkede şeyhlik yapma şartlarından olan Hâlidiye halifelerinden değildir ve bu durum tekkenin vakfiyesine aykırıdır. Bu durum karşısında tekkedeki müridan gereğini yapmak için harekete geçer ve Mustafa Hâkî Efendinin azledilme sürecini başlatırlar.

Hicri 1338 Muharrem/ 10 Ekim 1919 senesi: Ali Haydar el-Ahıshavî Efendi (kuddise sırruhu)

Meclis-i Meşâyih, Tokat mebusu Şeyh Mustafa Hâki Efendi’yi tekke şeyhliğine tayin eder ama bu durum karşısında Ali Rıza Bezzaz Efendi’nin Ali Haydar Efendi’yi halife bıraktığını söyleyen müridler Mustafa Hâki Efendi’nin şeyhliğini haklı olarak kabul etmezler. Tekke mensuplarından Hâfız Halil Sami Efendi’nin 15 Muharrem 1338 (10 Ekim 1919) tarihli dilekçenin padişah tarafından gereğinin yapılması isteğiyle şeyhülislâma havale edilmesi üzerine beş yıl sonra tekkenin şeyhliği kendisine teslim edilir.[11]

Ali Haydar Efendi, kendisinden hilafet aldığı Ali Rıza el-Bezzaz Efendi’nin 1911 (veya 1912)’te vefatından yaklaşık 7 sene sonra müridanın/ ihvanın seçim ve tensibiyle İsmet Baba tekkesine postnişin olmuş, şeyhliğe başlamıştır. Ali Haydar Efendi’nin buradaki şeyhliği tekkeler kapatılıncaya kadar (1925) devam etti.

Ali Haydar Efendi (kuddise sırruhu) tarikata Nevrakoplu Hacı Ahmed Hilmi Efendi (kuddise sırruhu) eliyle intisap edip onun vefatından sonra Ali Rıza Bezzaz hazretlerinde seyr-i sülükünü ikmal ederek hilafet almıştır. Aşağıdaki belge: Ali Haydar Ahıshavi Efendi’nin İsmet Efendi Dergâhı postnişinliğine tayin edildiği Meclis-i Meşayıh mazbatasının bir örneğidir

T.A.M. Tasavvuf Araştırmaları Merkezi

[1] – Yanyalı Şeyh Mustafa İsmet Efendi Dergâhı Vakfiyesi yerine kaim olan Mahkeme-i Şer’iyye îlâmı, Yanyalı Mustafa İsmet Efendi (İstanbul: İsmet Efendi Vakfı, 2023) s. 71. Bu vesikanın Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Osmanlı Arşivleri’nde birer nüshası mevcuttur.

[2] – Yanyalı Şeyh Mustafa İsmet Efendi Dergâhı Vakfiyesi yerine kaim olan Mahkeme-i Şer’iyye îlâmı, Yanyalı Mustafa İsmet Efendi (İstanbul: İsmet Efendi Vakfı, 2023) s. 73.

[3] – a.g.e. s. 32.

[4] – a.g.e, s. 30.

[5] – a.g.e, s. 32.

[6] – Tekkeleri denetlemek ve idarî işlerine bakmak üzere 1866 yılında Şeyhülislâmlığa bağlı olarak kurulan müessese.

[7] – a.g.e, s. 36.

[8]  – Sözlü Kaynaklar: Sözlü kaynaklar, menşe’i belli olan veya olmayan, fakat ağızdan ağıza söylenerek gelen tarihi şiirler, hikayeler, efsaneler, destanlar, menkıbeler vs.dir ki, bir kısmı daha sonra kaleme de alınmıştır. Fakat hiçbir zaman yazılı kaynak olarak vücuda getirilmiş malzeme ölçüsünde güvenilir olamazlar. Bunlar, ancak yazılı kaynakların bulunmadığı durumlarda veya onlara yardımcı olarak ve ihtiyatla kullanılma durumundadırlar. Kaynak: Mübahat S. Kütükoğlu, Tarih Araştırmalarında Usül (Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. 2020), s. 18- 19

[9] – Yusuf Acıoğlu, BANDIRMA TEKKE CAMİİ HAZİRESİNDEKİ MEZAR TAŞLARI, Kültür Araştırmaları Dergisi, sayı 18 (2023), s. 283.

[10] – Yanyalı Mustafa İsmet Efendi (İstanbul: İsmet Efendi Vakfı, 2023) s. 35.

[11] – Bu dilekçe ve cevabî metin için bk. Albayrak, Türkiye’de Din Kavgası, s. 199-203, vesika 17, 18

Yorum Alanı