RÛMÎ (Rumi) SENENİN İLK ÇARŞAMBASINDA 1 YILLIK BELA, MUSİBET ve FELAKETLER- 1
29 Mart 2026 185

RÛMÎ (Rumi) SENENİN İLK ÇARŞAMBASINDA 1 YILLIK BELA, MUSİBET ve FELAKETLER- 1
İslam dinine göre “bir yıllık bela, musibet ve felaketlerin yeryüzüne inmesi” konusu gayb ile alakalıdır, yani akıl yürütme, akli çıkarım, içtihat, bilimsel araştırma ve deneylerle, tecrübe, tahmin ve duyularla, hislerle bilinemeyen sadece Yüce Allah’ın Peygamberine sallallahu aleyhi ve sellem bildirmesiyle ya da veli kullarına ilham- keşif yoluyla haber vermesiyle bilinebilir. İlham- keşif ise İmam-ı Rabbani’nin de (kuddise sırruhu) buyurduğu gibi hata- yanlış ihtimali olan ve kesin- net bilgi ifade etmeyen bir bilgi kaynağıdır. Bir konu hakkında tam olarak yeterli ve sağlıklı bilgi ifade etmede tek başına yeterli değildir.
Rumi takvimin ilk Çarşambası “bir yıllık bela, musibet ve felaketlerin yeryüzüne inmesi” hakkındaki bilginin kaynağı nedir? Bu kaynağın İslami ilimler literatüründe/ kaynaklarındaki yeri ve durumu nedir? Ve bu bilginin bağlayıcılığı, hüccet/ delil olma değeri nedir? Ehli sünnet ulemamız bu gibi konuları nasıl değerlendirmişlerdir? Meselenin ilmi usüllerle değerlendirmesini nasıl yapmışlardır?
- Rûmî (Rumi) Takvim Nedir?
Rûmî Takvİm, Takvim-i Garbİ, Efrenci/ Alafranga Takvim رومی تقویم، تقویم غربی، افرنجی تقویم
Rumi takvim, Jülyen Takvimi’ni esas olarak kabul eder, Jülyen takvimi Romalıların kullandığı bir takvim olduğu için bu takvime “Roma’ya/ Romalıya ait olan” manasına gelen “Rûmî” ismi verilmiştir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hicret ettiği yıl (Miladi 622 senesi) takvimin başlangıcı olarak esas alınır. Senenin ilk ayı Marttır ve günümüz Miladi (Gregoryen) takvime göre 14 Mart günü, Rumi takvime göre senenin ilk günü 1 Mart olarak kabul edilir.
Osmanlı Devletinde, Rumi takvimin kullanılmaya başlanması -bir rivayete göre- ilk defa 4. Mehmet devrinde, hicri 1088 (miladi 1677) senesinde çıkan bir fermanla, gayrimüslimlerle olan ticari ilişkilerde uyum sağlayabilmek gayesiyle sadece mâli işlerde kullanıldı. Mâli işlerde kullanıldığı için ismine “Mâli Takvim” de denilmiştir.
Tanzimat Dönemine kadar Osmanlı Devletinde Hicri takvim her sahada resmî takvim olarak kullanılıyordu. Yılbaşı 1 Muharremdi. Tanzimat Döneminde miladi 13 Mart 1840 tarihi “1 Mart 1256 Cuma” günü olarak Rumi takvimin yılbaşısı olarak kabul edildi. Bu tarihten sonra çift takvim uygulaması başladı. Aynı anda hem hicri takvim hem de Rûmî takvim, miladi 1870 yılına kadar birlikte uygulandı. Hicri takvim, ay yılına; Rumi takvim ise güneş yılı esaslı hesaplandığı için hicri takvimde senenin son günü, Rumi takvimin çakışan senesinden her yıl on bir gün daha geriye düşüyordu. İkiliğin önlenmesi için o tarihten sonra artık sadece Rumi takvim kullanılmaya başlandı.
İsminden de anlaşılacağı gibi Rumi takvim, Batılı Hristiyanların astronomi hesaplamalarına göre düzenlenmiş, 17. yüzyılda ortaya çıkmış bir takvimlendirme sistemidir. Sadece takvimin ilk yılı olarak İslam dinine ait bir olay olan hicret esas alınmıştır, o kadar. Başka hiçbir şekilde İslam diniyle herhangi bir şekilde alakası kesinlikle yoktur. Tamamen Hristiyanların ölçüm ve hesaplamalarına göre düzenlenmiş, Hristiyan esaslı bir sistemdir. Bütün bunlar, tarihi gerçekler olup inkarı mümkün olmayan, ispatlanmış ilmi hakikatlerdir.
- Hicri 11. Yüzyılda (Miladi 17. Yüzyılda) icat edilmiş Rumi Takvime göre “1 yıllık bela ve musibetlerin inmesi” hakkındaki bilginin kaynağı nedir? Kim böyle bir şey söylemiştir?
Rumi takvimin ilk Çarşamba günü 1 yıllık bela, musibet ve felaketlerin yeryüzüne ineceğine iddia edenler bu iddialarına sadece Seyyidi el-Mustafa Mau’l-ayneyni el-Şenkiti’nin (vefatı h. 1328, rahimehullah) Na‘tu’l- Bidâyât ve Tevsıfu’n-Nihayat isimli eserini kaynak olarak gösteriyorlar. Sözkonusu kaynaktaki bilgi ise şöyle:
Seyyidi el-Mustafa Mâu’l-‘Ayneyn, Na‘tu’l- Bidâyât ve Tevsıfu’n-Nihayat, B.A.E. Ebu Dabi, İsdaratu’l- Sahati’l-Hazreciyye, 2009, c.2, s. 654)

Seyyidi el-Mustafa Mâu’l-‘Ayneyn, Na‘tu’l- Bidâyât ve Tevsıfu’n-Nihayat, Daru’l- Fikir, s. 195

مارس Mars: Fransızca şu an kullandığımız Miladi takvimin “Mart” ayı demektir, miladi takvimdeki Ocak, Şubat, Mart, Nisan… aylarından ‘Mart’ın Fransızcasıdır, günümüzde kullandığımız resmi takvimle zaman dilimi olarak aylar birebir aynıdır, herhangi bir gün ve ay farkı yoktur. Nasıl ki biz Şubat ayından sonra gelen aya ‘Mart ayı’ diyorsak Fransızlarda aynı aya March (Mars) diyor.
Müellif Mâu’l-Ayneyn rahimehullahın hayattayken (Miladi 19. asır) yaşadığı bölge Fransız işgali altındaydı ve Fransızlar Hicri takvimi değil kendi takvimlerini kullanıyorlardı, günümüzde de Fransızca takvim Moritanya Devletinde resmi kurumlarda kullanılmaya hala devam ediyor.

Ayrıca müellif Mâu’l-Ayneyn rahimehullah’ın yaşadığı bölge hiç bir zaman Osmanlı Devleti’nin idaresi altında olmamıştır, onun için o bölgenin Rumi takvim kullanması söz konusu olmamıştır çünkü rumi takvim Osmanlı Devletine mahsus bir takvim türüdür ve dünyanın başka yerlerinde kullanılmamıştır. Sonuç olarak müellif Mâu’l-Ayneyn rahimehullah’ın bahsettiği “Mart ayı” bizim ülke olarak bildiğimiz, kullandığımız Mart ayıyla birebir aynıdır, Rumi takvimle herhangi bir alakası yoktur.
Bununla birlikte Osmanlıca Mart ayı مارْتْ şeklinde yazılmaktadır, müellif ise ‘مارس/ Mars’ şeklinde yazmıştır ve Osmanlının kullandığı Rumi takvimle aynı takvimi kullanmadıkları da bu şekilde ortaya çıkmış oluyor. Aşağıdaki resimde Osmanlıca takvimde Mart ayının yazılışı görülmektedir.

Devam edecek inşallah